bora İngilizcesi Nedir? bora İngilizcede Ne Demek?
bora kelimesinin ingilizce karşılığı ve anlamı nedir? İngilizcede bora ne anlama gelir ve cümle içinde kullanım örnekleri aşağıdaki şekildedir;
- A cold, often dry, northeasterly wind which blows, sometimes in violent gusts, down from mountains on the eastern shore of the Adriatic It also applies to cold, squally, downslope winds in other parts of the world.
- Term used to describe a katabatic wind in Yugoslavia. a regional downslope wind whose source is so cold that it is experienced as a cold wind, despite compression warming as it descends the lee slope of a mountain range.
- squall. fresh gale. gust of wind. hurricane. lightning storm. tempest. whole gale.
- gale. gust. squall. tempest.
- squall. tempest. flurry. gale. gust.
Anlam: Bora, İngilizce'de genellikle "bora" olarak geçen bir kelime olup, Türkçe'de "fırtına, şiddetli rüzgar, boran" anlamında kullanılır. Ayrıca bir isim olarak da kullanılır.
Tür Bilgisi: İsim (Noun) / İsim (Proper Noun - kişi adı olarak)
İngilizce Karşılıkları: Bora (fırtına), storm, gust, squall (fırtına anlamında)
Kullanım Örnekleri:
1. Anlam: Fırtına, şiddetli rüzgar
İngilizce Cümle: The sailors struggled to keep the boat steady in the bora.
Türkçe Çeviri: Denizciler, borada teknenin dengede kalması için mücadele ettiler.
2. Anlam: Kişi adı (erkek adı)
İngilizce Cümle: Bora is a very talented musician who plays the violin beautifully.
Türkçe Çeviri: Bora, kemanı çok güzel çalan yetenekli bir müzisyendir.
3. Anlam: Fırtına, şiddetli rüzgar
İngilizce Cümle: The bora swept through the valley, bending the trees with its force.
Türkçe Çeviri: Bora vadiden geçerken ağaçları gücüyle eğdi.
4. Anlam: Kişi adı (erkek adı)
İngilizce Cümle: We met Bora at the conference last year, and he gave an inspiring speech.
Türkçe Çeviri: Geçen yıl konferansta Bora ile tanıştık ve ilham verici bir konuşma yaptı.
5. Anlam: Fırtına, şiddetli rüzgar
İngilizce Cümle: The bora made it impossible to go outside without holding onto something.
Türkçe Çeviri: Bora dışarı çıkmayı imkânsız hale getirdi, bir şeye tutunmadan yürüyemiyordunuz.