zayıf İngilizcesi Nedir? zayıf İngilizcede Ne Demek?
zayıf kelimesinin ingilizce karşılığı ve anlamı nedir? İngilizcede zayıf ne anlama gelir ve cümle içinde kullanım örnekleri aşağıdaki şekildedir;
- feeble. frail. poor. thin. weak. not strong. puny. faint. meager. scrawny. emaciated. inferior in quality. threadbare arguments. creaky. dainty. deficient. delicate. dicky. flimsy. helpless. infirm. insubstantial. invalid. lame. lax. lean. meagre. nervele.
- angular. bony. doddering. faint. feeble. flimsy. frail. infirm. insubstantial. lame. limp. low. meager. powerless. sickly. slight. spare. thin. vulnerable. weak. yielding.
- atonic. faint. fatless. feeble. feint. flaccid. flagging. frail. gaunt. gracile. invertebrate. lean. low. nerveless. pithless. puny. shaky. sinewless. slight. slim. small. spare. spent. thin. unmanly. weak. wishy washy. wishywashy. bad mark.
Anlam:
weak (güçsüz, direnci az, dayanıklı olmayan)
frail (kırılgan, narin, sağlıksız)
thin (ince, zayıf yapılı)
feeble (güçsüz, etkisiz)
light (hafif, az yoğunluklu)
Tür Bilgisi:
- Sıfat (Adjective): En yaygın kullanım alanı.
Kullanım Örnekleri:
1. She felt weak after skipping breakfast.
*Kahvaltıyı atladığı için kendini zayıf hissetti.*
2. The old bridge is too weak to support heavy trucks.
*Eski köprü ağır kamyonları taşıyacak kadar güçlü değil.*
3. He has a weak immune system and gets sick often.
*Zayıf bir bağışıklık sistemi var ve sık sık hastalanıyor.*
4. The argument was weak and unconvincing.
*Argüman zayıftı ve ikna edici değildi.*
5. She has a weak voice that is hard to hear in large rooms.
*Büyük odalarda duyması zor, zayıf bir sesi var.*