state Türkçesi Nedir? state Türkçede Ne Demek?
state Türkçede aşağıdaki anlamlara sahiptir;
- i., s. hal, vaziyet, durum, keyfiyet; debdebe, tantana, ihtişam; devlet; hükümet; eyalet; memleket; s. devlete ait; resmi; siyasi. state bank (A.B.D.) bir eyaletin müsaadesi altında çalışan banka; devlet bankası. state college eyalet üniversitesi. state's evidence huk. devlet lehine şahitlik; suçunu ikrar ederek kendi suç arkadaşları aleyhine sahadet eden kimse. turn state's evidence suçunu ikrar ederek devlet lehine şahitlik etmek. State House hükümet binası; meclis binası. state of siege örfi idare, sıkıyönetim. state of war harp hali state owned devlet malı. state prison siyasi mahkümlara mahsus hapishane; (A.B.D.) bir eyalete mahsus ağır ceza hapis hanesi. state socialism sosyalizm, devletçilik. state's rights eyaletin hakları. state trooper (A.B.D.) motorlu araçlarla devriye gezen jandarma .state university (A.B.D.) eyalet üniversitesi Department of State (A.B.D.) Dışişleri Bakanlığ.ı in state resmi olarak, debdebe ve ihtişamla. lie in state teşhir edilmek üzere açık tabut içinde yatmak (büyük bir zatın cenazesi). the States k.dili. Amerika Birleşik Devletleri (ABD haricinde kullanılır).
- f. ifade etmek, belirtmek, beyan etmek; tayin etmek, saptamak, tespit etmek.
Anlam:
1. Durum, vaziyet
2. Devlet (ülke yönetim birimi)
3. Durum (mekanik/fiziksel)
4. Belirtmek, ifade etmek (fiil)
Tür Bilgisi:
- İsim (Noun): Durum, vaziyet, devlet
- Fiil (Verb): Belirtmek, ifade etmek, beyan etmek
Cümle Kullanım Örnekleri:
1. İsim (Durum/Vaziyet):
- The house was in a terrible state after the party.
(Partiden sonra ev korkunç bir durumdaydı.)
2. İsim (Devlet):
- France is a sovereign state in Europe.
(Fransa, Avrupa'da egemen bir devlettir.)
3. Fiil (Belirtmek):
- She stated her opinion clearly during the meeting.
(Toplantıda görüşünü açıkça belirtti.)
4. İsim (Fiziksel Durum):
- Water can exist in three states: solid, liquid, and gas.
(Su üç halde bulunabilir: katı, sıvı ve gaz.)
5. Fiil (Resmi Beyan):
- The witness stated that he saw the suspect near the bank.
(Tanık, şüpheliyi banka yakınlarında gördüğünü ifade etti.)
|