press Türkçesi Nedir? press Türkçede Ne Demek?
press Türkçede aşağıdaki anlamlara sahiptir;
- f. basmak; sıkmak, sıkıştırmak; sıkıp suyunu veya yağını almak, özsuyunu almak; sıkıştırmak, baskı yapmak, zorlamak, üstüne düşmek, ısrar etmek; sıkıca sarılmak; zorlamak; hızlı sürmek, çok koşturmak; ütülemek; kitle halinde ilerlemek. press forward hızla ilerlemek. Don't press your luck. Şansına güvenme. Time is pressing. Vakit dar.
- i. basın, basılmış şeyler ve özellikle gazeteler; basın mensupları; gazete yazısı; matbaa makinası; matbaa, basımevi; baskı tezgâhı; pres, cendere, mengene; sıkıştırma; kalabalık, yığışma; sıkışma, acele, baskı, iş çokluğu; baskı sanatı; elbise dolabı; (giyside) ütü. press agent (sanatçının) basın sözcüsü. press association basın kurumu. press box herhangi bir yerde basın mensuplarına ayrılan yer. press clipping gazet. kupür. press conference basın toplantısı. press gallery basın locası. press of canvas yelkenin rüzgârın elverdiği kadar açılması. press proof matb. son prova, makina provası. press release basın bildirisi. freedom of the press basın özgürlüğü. go to press matbaaya verilmek, basılmak. hat press şapka kalıbı. hay press ot presesi. in press basılmakta. off the press bas- kıdan çıkmış. oil press yağhane. the press of modern life zamanın gerektirdikleri. the yellow press günlük olayları abartmalı ve hissi bir dille yayımlayan gazeteler.
- f., i. zorla hizmete almak; bahriye hizmetine zorlamak; i. askerliğe, özellikle bahriyeye zorla alma. press gang bahriyeye zorla asker toplama bölüğü.
Anlam: Basın / Basınç / Basmak / Ütülemek / Baskı yapmak
Tür Bilgisi:
- Fiil: Basmak, sıkıştırmak, zorlamak, yayınlamak
- İsim: Basın, baskı, basınç
Cümle Kullanım Örnekleri:
1. She pressed the button to turn on the lights. (Işıkları açmak için düğmeye bastı.)
2. The police pressed him for more information about the incident. (Polis, olay hakkında daha fazla bilgi için ona baskı yaptı.)
3. He pressed his shirt before the job interview. (İş görüşmesinden önce gömleğini ütüledi.)
4. The journalist works for a well-known press organization. (Gazeteci, tanınmış bir basın kuruluşunda çalışıyor.)
5. They pressed the grapes to make wine. (Şarap yapmak için üzümleri ezdi.)
|