Türkçe Kelimenin İngilizce Karşılığı Nedir, İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, İngilizce Kelime Anlamları, Bedava İngilizce Sözlük, Ücretsiz ingilizce Sözlük, ingilizce Sözlüğü
İngilizce Türkçe Sözlükte Ara:
* Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp dil seçimini seçtikten sonra kelimenin anlamını öğrenebilirsiniz.


Kelime Anlamı 

gerçek İngilizcesi Nedir? gerçek İngilizcede Ne Demek?

gerçek kelimesinin ingilizce karşılığı ve anlamı nedir? İngilizcede gerçek ne anlama gelir ve cümle içinde kullanım örnekleri aşağıdaki şekildedir;

  • real. authentic. genuine. true. actual. actuality. true copy. dinkum. essence. fact. factual. faithful. point of fact. positive. proper. reality. right. serious. sincere. solid. straight out. tangible. truth. truthful. veracity. veritable. verity.
  • actual. authentic. effective. fact. genuine. gospel. heartfelt. intrinsic. lowdown. outright. positive. proper. real. reality. regular. sincere. substantial. tangible. true. truth. veritable. virtual.
  • true. real. factual. original. actual. authentic. genuine. rightful. truthful. right. exact. proper. literal. bona fide. dinkum. earnest. honest-to-god. honest-to-goodness. intrinsic. pucka. pukka. sincere. sterling. straight-out. substantial. tangib.

Anlam: Truth, reality, fact, genuine, real, actual.

Tür Bilgisi: İsim (noun) ve sıfat (adjective) olarak kullanılır.

İngilizce Karşılıkları: truth, reality, fact, genuine, real, actual, authentic.

Kullanım Örnekleri:

1. İsim (noun) - "truth":
*English:* The detective discovered the truth behind the mysterious disappearance.
*Turkish:* Dedektif gizemli kaybolmanın arkasındaki gerçeği keşfetti.

2. İsim (noun) - "reality":
*English:* Virtual reality can sometimes feel more appealing than everyday reality.
*Turkish:* Sanal gerçeklik bazen günlük gerçeklikten daha çekici gelebilir.

3. Sıfat (adjective) - "real":
*English:* She wore a necklace made of real gold, not an imitation.
*Turkish:* Taklit değil, gerçek altından yapılmış bir kolye takıyordu.

4. Sıfat (adjective) - "genuine":
*English:* His concern for her well-being was genuine, not just polite words.
*Turkish:* Onun iyiliğiyle ilgili endişesi gerçekti, sadece kibar sözler değildi.

5. Sıfat (adjective) - "actual":
*English:* The actual cost of the project was much higher than estimated.
*Turkish:* Projenin gerçek maliyeti tahmin edilenden çok daha yüksekti.

Rastgele Türkçe Kelimeler