Türkçe Kelimenin İngilizce Karşılığı Nedir, İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, İngilizce Kelime Anlamları, Bedava İngilizce Sözlük, Ücretsiz ingilizce Sözlük, ingilizce Sözlüğü
İngilizce Türkçe Sözlükte Ara:
* Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp dil seçimini seçtikten sonra kelimenin anlamını öğrenebilirsiniz.


Kelime Anlamı 

foul Türkçesi Nedir? foul Türkçede Ne Demek?

foul Türkçede aşağıdaki anlamlara sahiptir;

  • (s)., (i). iğrenç kerih, tiksindirici, nefret verici; kirli, pis, murdar; menfur, çirkin, ayıp; bozuk; sövüp sayma kabilinden; fena (hava); dolaşmış, karışmış, birbirine geçmiş; midye bağlamış (gemi teknesi); (den). gambalı çaparız; (i)., spor kurallara aykırı hareket, faul, hatalı vuruş veya davranış; dolaşma, karışma; çarpışma, bindirme (gemi). foul bill of health (den). bulaşık patent. foul breath pis nefes. foul copy düzeltmelerle karalanmış nüsha. foulmouthed (s). ağzı bozuk, küfürbaz. foul play kurallara aykırı oyun; haince hareket hıyanet, suikast; cinayet. foul shot basketbol faul atışı. by fair means or foul iyi veya kötü yola baş vurarak, nasıl olursa olsun. fall foul of çaparız gelmek; çatmak, kızdırmak. to play foul hainlik etmek. foully (z). çirkin bir şekilde; haince. foulness (i). bozukluk; pislik, kir; günah.
  • (f). kirletmek, pisletmek, murdar etmek, bulaştırmak; bozmak; rezil etmek; yanmış barutun çamuru ile kirletmek (top namlusunu); (den). ot ve midye bağlamak (tekne karinası); dolaştırıp işlemez hale getirmek, çaparız vermek; spor oyuncuya karşı kural dışı harekette bulunmak, haksız muamele etmek; kirlenmek, kir bağlamak; dolaşmak, karışmak. foul up argo acemice hareket etmek, karıştırmak.

Anlam:
1. Kötü kokulu, pis, iğrenç
2. Haksız, adaletsiz, dürüst olmayan (spor bağlamında)
3. Küfürlü, ağır hakaret içeren

Tür Bilgisi:
- Sıfat (foul smell, foul play)
- Fiil (to foul = kirletmek, kurallara aykırı hareket etmek)
- İsim (foul = faul, kural ihlali)

Cümle Kullanım Örnekleri:

Sıfat - Kötü kokulu
- The room was filled with a foul odor after the fridge broke.
- She refused to eat the foul-tasting soup.

Sıfat - Haksız / Dürüst olmayan
- The referee called a foul because the player tripped his opponent.
- Investigators suspected foul play in the businessman's sudden death.

Fiil - Kirletmek / Faul yapmak
- The factory fouled the river with chemical waste.
- He fouled his teammate while trying to block the shot.

İsim - Faul
- The basketball player was given two fouls in the first quarter.
- Committing a serious foul can lead to a red card in football.

Rastgele İngilizce Kelimeler