Türkçe Kelimenin İngilizce Karşılığı Nedir, İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, İngilizce Kelime Anlamları, Bedava İngilizce Sözlük, Ücretsiz ingilizce Sözlük, ingilizce Sözlüğü
İngilizce Türkçe Sözlükte Ara:
* Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp dil seçimini seçtikten sonra kelimenin anlamını öğrenebilirsiniz.


Kelime Anlamı 

finger Türkçesi Nedir? finger Türkçede Ne Demek?

finger Türkçede aşağıdaki anlamlara sahiptir;

  • (i)., (f). parmak; parmak gibi şey; parmak boyu; (A.B.D). alkol ölçüsü; (f). parmakla dokunmak, el sürmek, parmakların arasına alıp oynamak, ellemek; çalmak, aşırmak; (A.B.D)., argo ele vermek; parmaklarla ince iş yapmak; (müz). parmakla çalgı çalmak, notaların hangi parmakla çalınacağını göstermek. fingerboard (i). keman veya ut sapı; piyano klavyesi. finger bowl sofrada parmak yıkayacak kap, el tası. finger post yön belirtmek için yol ağızlarına dikilen parmak şeklindeki levha. finger painting ıslak kâğıt üzerine parmaklar ve elin bütünü ile desenli resim yapma. fingerprint (i). parmak izi. finger tip parmak ucu. burn one's fingers bir kimsenin işine karışıp kendi başınaa dert açmak. get one's fingers on kapmak, el atmak. have a finger in the pie iştirak etmek, katılmak, çorbada tuzu bulunmak, işe karışmak. have at one's finger tips çok iyi bilmek. Iet slip through one's fingers elinden kaçırmak. My fingers itch to do it. Bu işi yapmak için sabırsızlanıyorum. şu işi bir an evvel yapsam. put one's finger on bulmak, doğru olarak gösterebilmek. put the finger on suç ortağını polise haber vermek, soyulacak evi seçmek; kurbanını seçmek. to the finger tips tırnaklarının ucuna kadar, tamamen. twist around one's little finger parmağının ucunda oynatmak.

Anlam: Parmak / dokunma / hafifçe vurma / suçlama

Tür Bilgisi:
- İsim (noun): Parmak, parmak ucu
- Fiil (verb): Parmakla dokunmak, hafifçe vurmak, suçlamak, suçlu göstermek
- İsim (deyimlerde): "keep one's fingers crossed" (şans dilemek), "point the finger at" (suçlamak)

Cümle Kullanım Örnekleri:

1. She touched the delicate fabric with her fingers to feel its texture.
2. The detective pointed his finger at the suspect during the interrogation.
3. Please don't finger the glass; it will leave fingerprints.
4. He injured his middle finger while playing basketball yesterday.
5. They kept their fingers crossed hoping for good weather on the wedding day.

Rastgele İngilizce Kelimeler