Türkçe Kelimenin İngilizce Karşılığı Nedir, İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, İngilizce Kelime Anlamları, Bedava İngilizce Sözlük, Ücretsiz ingilizce Sözlük, ingilizce Sözlüğü
İngilizce Türkçe Sözlükte Ara:
* Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp dil seçimini seçtikten sonra kelimenin anlamını öğrenebilirsiniz.


Kelime Anlamı 

tampon İngilizcesi Nedir? tampon İngilizcede Ne Demek?

tampon kelimesinin ingilizce karşılığı ve anlamı nedir? İngilizcede tampon ne anlama gelir ve cümle içinde kullanım örnekleri aşağıdaki şekildedir;

  • plug.
  • plug of cotton or other absorbent material; inserted into wound or body cavity to absorb exuded fluids. plug with a tampon.
  • buffer. cushion. pack. plug. tampon. bumber. buffer. bumper. compress. crash pad. anti-impact dashboard. dead block. ink pad. wad. wadding.
  • To plug with a tampon. plug of cotton or other absorbent material; inserted into wound or body cavity to absorb exuded fluids.
  • A plug introduced into a natural or artificial cavity of the body in order to arrest hemorrhage, or for the application of medicine.
  • buffer. bumper. fender. shock absorber. cushion. tampon. packing. wad.

Tampon

Anlam:
1. Darbe, sarsıntı veya basıncı azaltmak, emmek veya yumuşatmak için kullanılan koruyucu malzeme/parça.
2. (Bilgisayar) Verilerin geçici olarak saklandığı bellek alanı.
3. (Kimya) pH değerini sabit tutmak için kullanılan tampon çözelti.

Tür Bilgisi:
- İsim (Noun)
- Sıfat (Adjective) şeklinde de kullanılır: "tampon bölge" (buffer zone)

İngilizce Karşılıkları:
buffer, cushion, bumper, shock absorber, padding

Kullanım Örnekleri:

1. Noun - Fiziksel tampon / yastıklama
*The car's front bumper absorbed the impact of the collision.*
*Arabanın ön tamponu çarpışmanın etkisini emdi.*

2. Noun - Bilgisayar tampon belleği
*The video is still loading because the buffer is not full yet.*
*Video hâlâ yükleniyor çünkü tampon bellek henüz dolmadı.*

3. Noun - Kimyasal tampon çözelti
*Scientists added a buffer to keep the solution's pH stable.*
*Bilim insanları çözeltinin pH'ını sabit tutmak için bir tampon ekledi.*

4. Adjective - Tampon bölge (sıfat kullanımı)
*The two countries agreed to create a buffer zone along the border.*
*İki ülke sınır boyunca bir tampon bölge oluşturmayı kabul etti.*

Rastgele Türkçe Kelimeler