Türkçe Kelimenin İngilizce Karşılığı Nedir, İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, İngilizce Kelime Anlamları, Bedava İngilizce Sözlük, Ücretsiz ingilizce Sözlük, ingilizce Sözlüğü
İngilizce Türkçe Sözlükte Ara:
* Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp dil seçimini seçtikten sonra kelimenin anlamını öğrenebilirsiniz.


Kelime Anlamı 

önyargı İngilizcesi Nedir? önyargı İngilizcede Ne Demek?

önyargı kelimesinin ingilizce karşılığı ve anlamı nedir? İngilizcede önyargı ne anlama gelir ve cümle içinde kullanım örnekleri aşağıdaki şekildedir;

  • bias. prejudice. jaundice. junior judgment judgement. preconceived notion. prejudiced opinion. preconceived idea. preconceived opinion. preconception. prejudgment. value judgment.
  • bias. preconception. prejudice. bias peşin hüküm.
  • prejudgement. bias. prejudice. forejudge. jaundice. preconceived opinion. preconception. prepossession.

Anlam:
Prejudice / Bias

Tür Bilgisi:
- İsim (Noun): Önyargı, ön yargı, önyargılı düşünce
- Sıfat (Adjective): Önyargılı (prejudiced / biased)
- Fiil (Verb): Önyargı göstermek / önyargılı davranmak (to be prejudiced / to show prejudice)

İngilizce Karşılıkları:
- prejudice
- bias
- preconception
- prejudgment

---

Kullanım Örnekleri:

1. Noun - Prejudice
*English:* "His prejudice against foreigners prevented him from making fair decisions."
*Turkish:* "Yabancılar hakkındaki önyargısı, adil kararlar almasını engelledi."

2. Noun - Bias
*English:* "The study was criticized for its bias in selecting participants."
*Turkish:* "Çalışma, katılımcı seçimindeki yanlılık nedeniyle eleştirildi."

3. Adjective - Prejudiced
*English:* "She felt that the interviewer was prejudiced against younger candidates."
*Turkish:* "Mülakat yapan kişinin genç adaylara karşı önyargılı olduğunu düşündü."

4. Verb - To show prejudice
*English:* "It is important not to show prejudice when evaluating someone's abilities."
*Turkish:* "Birinin yeteneklerini değerlendirirken önyargı göstermemek önemlidir."

5. Noun - Preconception
*English:* "Many students enter the class with preconceptions about the difficulty of the subject."
*Turkish:* "Birçok öğrenci derse, konunun zorluğu hakkında önyargılarla geliyor."

6. Noun - Prejudgment
*English:* "Making a prejudgment without hearing all the facts can lead to unfair conclusions."
*Turkish:* "Tüm gerçekleri duymadan yargıya varmak adaletsiz sonuçlara yol açabilir."

Rastgele Türkçe Kelimeler