Türkçe Kelimenin İngilizce Karşılığı Nedir, İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, İngilizce Kelime Anlamları, Bedava İngilizce Sözlük, Ücretsiz ingilizce Sözlük, ingilizce Sözlüğü
İngilizce Türkçe Sözlükte Ara:
* Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp dil seçimini seçtikten sonra kelimenin anlamını öğrenebilirsiniz.


Kelime Anlamı 

believe Türkçesi Nedir? believe Türkçede Ne Demek?

believe Türkçede aşağıdaki anlamlara sahiptir;

  • f. inanmak, güvenmek, itimat etmek; iman etmek; zannetmek; in ile güvenmek, itimat etmek Believe me! Sözüme inan ! believable s. inanılır believer i. iman eden kimse.

Anlam: İnanmak, güvenmek, kabul etmek, farz etmek.

Tür Bilgisi:
- Fiil (Verb): believe (infinitive), believes (3rd person singular), believed (past tense), believing (present participle)
- İsim (Noun): belief (inanış, inanç)
- Sıfat (Adjective): believable (inanılır, inandırıcı)
- Zarf (Adverb): believably (inanılır şekilde)

Cümle Kullanım Örnekleri:

1. believe (fiil):
- I believe you are telling the truth. (Sana inanıyorum, doğruyu söylüyorsun.)
- She believes in working hard to achieve success. (Başarıya ulaşmak için sıkı çalışmaya inanıyor.)
- They believed the story until they found out it was false. (Hikayenin yanlış olduğunu öğrenene kadar ona inandılar.)

2. belief (isim):
- His belief in justice never wavered. (Adalete olan inancı hiç sarsılmadı.)
- Cultural beliefs often influence people's decisions. (Kültürel inançlar genellikle insanların kararlarını etkiler.)
- She holds a strong belief that education is the key to freedom. (Eğitimin özgürlüğün anahtarı olduğuna dair güçlü bir inancı var.)

3. believable (sıfat):
- The actor gave a very believable performance. (Oyuncu çok inandırıcı bir performans sergiledi.)
- His excuse wasn't believable at all. (Onun mazereti hiç inandırıcı değildi.)
- The story must be believable to keep the audience engaged. (Hikaye izleyicileri bağlı tutmak için inandırıcı olmalı.)

4. believably (zarf):
- She spoke so believably that everyone trusted her. (O kadar inanılır şekilde konuştu ki herkes ona güvendi.)
- The witness answered the questions believably. (Tanık sorulara inanılır şekilde cevap verdi.)
- He lied so believably that no one suspected him. (O kadar inanılır şekilde yalan söyledi ki kimse ondan şüphelenmedi.)

Rastgele İngilizce Kelimeler