ağır İngilizcesi Nedir? ağır İngilizcede Ne Demek?
ağır kelimesinin ingilizce karşılığı ve anlamı nedir? İngilizcede ağır ne anlama gelir ve cümle içinde kullanım örnekleri aşağıdaki şekildedir;
- heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.
- heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. desperate. drudge. drudgery. grave. grievous. hulking. nasty. onerous. ponderous. rich. slack. sluggish. stodgy. strenuous. tardy. torpid. unwieldy.
- heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.
Anlam:
1. Ağırlığı fazla olan; hafif karşıtı.
2. Zor, zahmetli, yorucu.
3. Ağırbaşlı, ciddi, düşünceli (kişi).
4. Yoğun, şiddetli (hastalık, yağmur vb.).
Tür Bilgisi:
- Sıfat (en yaygın kullanım)
- Zarf (bazı bağlamlarda, özellikle müzik veya hareket anlamında)
İngilizce Karşılıkları:
heavy, weighty, serious, severe, slow, grave, burdensome, ponderous
---
Kullanım Örnekleri:
1. Anlam: Ağırlığı fazla olan
İngilizce: The suitcase was too heavy for her to carry alone.
Türkçe: Bavul tek başına taşıyamayacağı kadar ağırdı.
2. Anlam: Zor, zahmetli
İngilizce: Learning a new language can be a heavy task at the beginning.
Türkçe: Yeni bir dil öğrenmek başlangıçta ağır bir görev olabilir.
3. Anlam: Ağırbaşlı, ciddi (kişi)
İngilizce: He has always been a heavy thinker, rarely speaking without consideration.
Türkçe: O her zaman ağır düşünen biri olmuştur; nadiren düşünmeden konuşur.
4. Anlam: Yoğun, şiddetli (hastalık)
İngilizce: She caught a heavy cold and had to stay in bed for three days.
Türkçe: Ağır bir soğuk algınlığına yakalandı ve üç gün yatmak zorunda kaldı.
5. Anlam: Yavaş tempo (müzik/zarf kullanımı)
İngilizce: The band played the final song at a heavy pace, almost mournful.
Türkçe: Grup son şarkıyı neredeyse yaslı bir tempoda ağır çaldı.